Mevsimlerden kış, günlerden
cumartesiydi. Sinemada hangi filme gitsek diye bakınırken, “Bi Küçük Eylül
Meselesi”ne gidelim dedik. Adanın görüntülerinden o kadar etkilenmiştik ki,
film arasında Sertaç hemen bir Bozcaada etkinliği açtı facebook’taki
grubumuzda. Tarih belirsizdi. 23 Nisan’lar, 1 Mayıs’lar doluydu. “Bozcaada
yalan olacak galiba” diye bir serzeniş geldi bir KHBAG’lıdan. Serzeniş bizi
harekete geçirdi ve Bozcaada için 19 Mayıs tarihi belirlendi. Nihan daha önce
gitmişti, kalacak yerimizi o ayarladı. Ulaşım işine de Volkan el attı. Bir
transporter kiraladık. Çarşamba akşamı düştük yola.
6 Haziran 2014 Cuma
Bi Küçük Bozcaada Gezisi
Etiketler:
Antik Kent,
Bozcaada,
Çanakkale,
Fener,
fotoğraf,
gelincik,
gezi,
kendihalindebiraksiyongrubu,
KHBAG,
Polente Feneri,
seyahat,
tatil,
Truva,
Truva Atı,
yolculuk
13 Mayıs 2014 Salı
Orada bir GAP var.. Uzakta..
12 Mayıs 2014 Pazartesi
AYŞE TATİLE ÇIKTI
Bir KHBAG Gezisi. Bir Kıbrıs Yazısı
Uçak bileti promosyonlarından sorumlu arkadaşımız Hamuki, taaaaaa 2013’ün Eylül
ayında, 2014’ün 1 Mayıs’ı için Kıbrıs bileti aldırdı bize, ucuz diye. Başladık
Mayıs ayını beklemeye. Vakit yaklaştıkça, ufak ufak organizasyonlara başladık.
Konaklama, araba kiralama, gezilecek yerler listesi.
Derken,
Lefkoşa’daydık. Havaalanında, kiraladığımız aracı bulduk. Volkan direksiyona
geçti, Murat co-pilot olarak yanına oturdu. Araçta 7 kişi + Yusuf Yusuf olarak
oturuyoruz. Yusuf niye sizinle diye soruyorsanız, e malum. Kıbrıs’ta trafik
sağdan akıyor ve direksiyon sağda. Gelmeden önce de, Kıbrıs’ı iyi
bilen bir arkadaşımız tarafından sıkı sıkı tembihlenmişiz: “Aman ha şoförlü
araç kiralayın. Şaşırırsınız, paniğe kapılırsınız kaza yaparsınız” diye.
Endişelerimizin yersiz olduğunu, Ortadoğu, Balkanlar ve yavru vatan Kıprıs’ın
bıçkın sürücüsü Volkan kanıtlıyor. Murat’ın başarılı co-pilotluğunun da
etkisiyle sağdan akan trafiğe çabucak alışıyoruz.
Lefkoşa
merkeze nasıl gideceğiz diye yoldan geçen bir amcaya soruyoruz. O da tarif
ediyor. Gel gör ki hiçbirimiz tek kelime anlamıyoruz. Lokal Kıprıs’lı amcamıza,
anlamış gibi yapıp “eyvallah teşekkür ederiz” deyip olay mahallinden
uzaklaşıyoruz. Amcanın söylediklerinden sadece “round” kalmış hepimiz aklında.
Kıprıslılar, trafikte bizim “göbek” olarak tarif ettiğimiz şeye “round” ya da “çember”
diyorlar. Çemberleri sevdik çünkü geçiş üstünlüğü çemberden gelenlerde =D
10 Mart 2014 Pazartesi
Balık Sezonu Açılmış Dediler...
Aykut olan Volkan da dürtmese, benim blog mlog yazacağım yok. Arkadaşım madem tembelsin, üşengeçsin niye blog açıyosun kendine, di mi ?
Neyse.
Balık sezonu açılınca, bizim ekip dedi ki "Amasra'ya gidip balık yiyelim". Zaten biri bişey önerince, o önerinin reddedilmesi olasılığı yok. Hemen program yapılıyor. O programa katılamayacak olanlar da ! akabinde ! kendi alternatif programlarını yapıveriyorlar.
Bu sefer organizasyon görevini bağa virdiler.
"Hep hazıra konuyon, organizasyonu başkaları yapıyo, sen sadece katılıyon. Yok öyle beleş gezme" didiler. Ben de "Aman, istediğiniz organizasyon olsun. Alasını yaparım ülen" didim. Netekim de yaptım. Hıh.
Özgür, Çakraz'da konaklamamızı önerdi. Bir de apart otel önerdi. Oteli aradım, rezervasyonumuzu yaptırdım. Rezervasyonu alan da, adaşım çıkmasın mı ! Biz daha telefonda, birbirimizi görmeden etmeden, bir kaynaş, bir samimi ol.
Düşünüyorum da, organizasyon namına bir tek otel rezervasyonu yaptırmışım la ben =D
Güzel bir 14 Eylül sabahı iki araba olaraktan yollara düştük.
Fekat arkadaş bir yol bu kadar mı güzel olur yaaaa ! Ankara'dan çıktıktan sonra seyrine doyum olmayan güzelim yollardan geçtik. Bu güzellikler "Önemli olan varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir" özlü sözünü çağrıştırdı.
Neyse.
Balık sezonu açılınca, bizim ekip dedi ki "Amasra'ya gidip balık yiyelim". Zaten biri bişey önerince, o önerinin reddedilmesi olasılığı yok. Hemen program yapılıyor. O programa katılamayacak olanlar da ! akabinde ! kendi alternatif programlarını yapıveriyorlar.
Bu sefer organizasyon görevini bağa virdiler.
"Hep hazıra konuyon, organizasyonu başkaları yapıyo, sen sadece katılıyon. Yok öyle beleş gezme" didiler. Ben de "Aman, istediğiniz organizasyon olsun. Alasını yaparım ülen" didim. Netekim de yaptım. Hıh.
Özgür, Çakraz'da konaklamamızı önerdi. Bir de apart otel önerdi. Oteli aradım, rezervasyonumuzu yaptırdım. Rezervasyonu alan da, adaşım çıkmasın mı ! Biz daha telefonda, birbirimizi görmeden etmeden, bir kaynaş, bir samimi ol.
Düşünüyorum da, organizasyon namına bir tek otel rezervasyonu yaptırmışım la ben =D
Güzel bir 14 Eylül sabahı iki araba olaraktan yollara düştük.
Fekat arkadaş bir yol bu kadar mı güzel olur yaaaa ! Ankara'dan çıktıktan sonra seyrine doyum olmayan güzelim yollardan geçtik. Bu güzellikler "Önemli olan varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir" özlü sözünü çağrıştırdı.
16 Şubat 2014 Pazar
SARIKAMIŞ ALLAHUEKBER DAĞI ŞEHİTLİĞİ
Allahuekber Dağları'nda 15 Aralık 1914-5 Ocak 1915 tarihleri arasında
gerçekleşen trajik savaşın acı bilançosu, çoğu kurşun atamadan, soğuğa yenik
düşerek ölen 90 bine yakın Türk askeriydi. Biz sadece "Allahuekber Dağı
Şehitliği"ni gezebildik ancak, Allahuekber Dağları'nın sırtlarından köy ve
ilçe merkezlerine kadar geniş bir bölgeye yayılan şehitliklerin bir kısmı anıt,
diğerleri ise mezar formundaymış. Yöredeki diğer şehitlikler şunlarmış:
Allahuekber Dağı Meçhul Asker, Batı Kışla, Yukarı Sarıkamış, Millet Bahçesi
Meçhul Asker, Makineli Tüfek, Dikenli Tabya, Turnagöl, Ağababa, Yayıklı Köyü
Kırklar, Divik Yayla, Tekçam, Soğanlı Dağı, Hamamlı, Mescitli, Yağbasan, Bardız
ve Çakırbaba Şehitlikleri.
15 Şubat 2014 Cumartesi
Kar Tanelerinin Kristal Olup Düştüğü Yer
Sarıkamış
Kayakla ilgim olmadığı için Kars'a gitmeyi hep çok istesem de, Sarıkamış aklımın ucundan geçmezdi. Ta ki, Katerina'nın Av Köşkü'ne evsahipliği yaptığını öğreninceye kadar. Köşk'ü görmek istiyordum. Sarıkamış'la ilgili incelemelerimde, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda, 40 yıl Rus işgali altında kalan Sarıkamış'ın, Rus ordusu tarafından kışla ve garnizon olarak kullanılan, Rus mimarisinin özelliklerini yansıtan binalara dolu olduğunu öğrendim. Savaştan hoşlanmadığım için, "askeri binalardan banane" havası içindeydim.
Derken, yolumuz Kars'a ve Sarıkamış'a düştü. Katerina'nın daha doğrusu Çar'ın Köşkü'nü gezdikten sonra, minibüsümüzle Kayak Merkezi'ne giderken, ilçenin içinde gördüğümüz binalar, binaların mimarisi, planları, yerleşimleri beni benden aldı. Sarıkamış programımız Köşk ve Kayak Merkezi'nden oluştuğu için, ilçenin merkezini gezememiştik ama, bu demek oluyordu ki, Sarıkamış'a bir kez de bunun için gelinecekti.
![]() |
| Foto: Ayşe Keskalan |
Katerina'nın Av Köşkü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







