17 Haziran 2016 Cuma

İlkokuldaki Yaz Tatilleri Gibi

İlkokula giderkenki yaz tatillerini hatırlıyor musunuz ? İstediğimiz saatte uyanmalar, acıkınca yemek yemeler. Yemek ve tuvalet haricinde eve uğramadığımız, sokaklarda oyun oynayarak geçen gündüzler. Akşam yemeğinden sonra yeniden sokağa çıkıp yeniden oynanan oyunlar. Sokağa çıkmadığın zamanlarda kitap sayfalarının arasında kaybolmalar, ya da kanepeye yayılıp televizyon karşısında aylak aylak zaman geçirmeler, açık balkon kapısından ya da pencerelerden esen hafif rüzgarla havalanan perdeler. Zaman akmıyormuş, geçmiyormuş, uyuyup uyansan da, bir sonraki günün bir öncekinin aynısı olması hissi. Telaşın, acelenin, koşturmacanın olmadığı zamanlar. 

 

28 Temmuz 2015 Salı

ANDER KALSIN YEŞİL YOLUNUZ

Karadeniz'e ilk kez 2014 yılında turist olarak gidip, fahri Karadeniz’li olarak dönmüştüm. O kadar sevmiş, o kadar etkilenmiştim ki, aradan bir yıl bile geçmeden 2015 Haziran’ında tekrar gittim. Geçen sene söylentileri dolaşıyordu ama ihtimal vermemiştik. Bu yıl, o yere batasıca “Yeşil Yol Projesi” kapsamında buldozerler, iş makineleri güzelim yaylalara girmişti bile. Yeşil Yol dedikleri proje ile Samsun’dan Artvin’e uzanan, toplam 2 bin 600 km’lik bir otoban yapılması öngörülüyor. Otobanla yaylaları birbirine bağlayacaklarmış. Otoban demek, beton demek, beton demek otobanın geçtiği yerlerdeki bitki ve hayvan çeşitliliğinin zarar görmesi demek. Benzin istasyonları demek. Beş yıldızlı oteller, kitle turizmi demek. İnsan kalabalığı, araç kalabalığı, egzoz kokusu, balata kokusu, korna kirliliği, çöp demek. Yeşil Yol ile ilgili rivayetler türlü çeşitli. İşin iç yüzünde madencilik faaliyetlerinin rahatça hayata geçirilmesi de var deniyor. 
Foto: İnternet

8 Haziran 2015 Pazartesi

ADA'DA YAŞAMALI İNSAN


Kedinin ciğere baktığı gibi, ben de yıllardır uzaktan baktım durdum Meis'e. Schengen vizem yoktu. Günü birlik vize pahalıydı, 5 saatliğine o kadar para vermeye değmezdi. Gitmedim. Ama günün birinde gideceğimden emindim. O gün, 18 Mayıs 2015 imiş. 4 günlük 19 Mayıs tatilinin 2 gününü Kaş'ta, 2 gününü Meis'te geçirdim. Bir gece kaldığım Meis'ten sonra, mutlu ve huzurlu bir yaşam için en uygun koşulların bir adada var olduğuna ikna oldum. Şöyle ki;


4 Mayıs 2015 Pazartesi

Frig Yolu Kaşifleri



Bir gün izin alıp da, 23 Nisan’da dört günlüğüne kaçamadım bir yere diye hüzün denizlerinde kulaç atarken, Montis Trips & Expeditions’tan gelen mesaj hızır gibi yetişti imdadıma. Hafta sonu yani 25-26 Nisan 2015 tarihlerinde, Frig Yolu’nda keşfe çıkacak ve kamp yapacaktık. Montis’den Gökhan ve Şeyda, KHBAG’dan ben, Özgür ve Yelda cumartesi sabah erkenden yola koyulduk. Tırmanışçıların mekanı Karakayalar yolumuzun üzerindeydi. 

Karakayalar

13 Nisan 2015 Pazartesi

BARCELONA, BARCELONA



Madrid’den trene binip yaklaşık üç buçuk saat süren yolculuğun ardından Barcelona’ya vardık. (Tren bileti kişi başı 40,55 Euro) Önce evimize gittik. ClassBedroom Apartments’da bir dairede kaldık. Bu daireyi elflere göre yapmışlardı ama biz 4 insan (irice de sayılırız her birimiz) sığabildik =) Son derece mütevazi dairemizde bir oda; karşısında banyo; salonda buzdolabı, lavabo, mutfak tezgahı, televizyon ve kapı arkasında iki ranza yatak vardı. Sinan ve Hamuki bu ranzalara sığışırken, biz Yelda ile ferah feza odamızda kaldık =P Bu minik, bu şirin oda için 5 geceliğine 350 euro ödedik; kişi başı 87,5 euro. Evimiz, Barcelona’nın Barcelonata denen eski liman bölgesinde, denizin neredeyse dibindeydi. Hava da güzeldi şansımıza, istesek denize bile girerdik ama vakit bulamadık ona bir türlü. 

Foto: Hakan Murat Kibar

1 Nisan 2015 Çarşamba

MADRİD



Aklımı, kalbimi Toledo’da bırakıp, trenle Madrid yollarına vurdum kendimi. Kalacağımız yeri daha önceden internetten ayarlamıştık. “Like Home Madrid Apartments”, içinde bir sürü daire olan büyük bir apartman. Dairelerin bazılarının kapılarının üzerinde “Turistik Kullanım İçin” diye ibareler vardı. Bazılarında da yoktu. 3 kişilik odaya 3 geceliğine 165 Euro ödedik. Kişi başı 55 Euro’ya geldi anlayacağınız. Üstelik son derece merkezi bir yerde, temiz bir odada kaldık. İçinde mutfağı, minik bir buzdolabı var. Kahvaltıyı odamızda yaptık. Gün boyu dışarıda olduğumuz için öğle ve akşam yemeklerini dışarıda yedik. Şirin odamızın fotoğraflarını koymak isterdim lakin koyamıyorum. Nedenini merak ediyorsanız, Barcelona yazısını bekleyiniz efenim ;)

 
Burası Madrid'in Atocha Tren İstasyonu. Tren istasyonundan ziyade Botanik Parkı da diyebiliriz. İStasyonun ortasında ufak bir botanik parkı, önündeki minik gölette de minik minik su kaplumbağaları ve balıklar var. Treninizi beklerken bunlara bakıp oyalanabilirsiniz. Tren istasyonu, bir havaalanı kadar belki daha bile büyük bir alanı kapsıyor. Bunda, tren taşımacılığının gelişmiş olmasının rolü olsa gerek. Her yere sık sık tren var. Hızlısı, orta hızlısı, düşük hızlısı.

22 Mart 2015 Pazar

TOLEDO

Don Quijote’un Şehri

3-12 Mart 2015 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz İspanya gezimizin ilk durağıydı Toledo. Ucuz uçak bileti bulma konusunda ordinaryüslüğe yükselen Hamuki, 2014’ün Mayıs’ında “Pegasus’un kampanyası var. İspanya’ya gidiş dönüş 266 TL’ye bilet buldum” diye mesaj yazdı. Gaza gelme konusundaki ordinaryusluğumu kimselere kaptırmayan bana, Yelda ve Sinan da eklenince, biletlerimizi alıverdik. Yaklaşık 10 ay sonra Madrid’deydik. Madrid’e iner inmez Atocha Renfe Tren İstasyonu’na gittik. Ortaçağ kenti olan Toledo’yu günü birlik gezmek yerine, gecesini de görmek, acele etmeden rahat rahat gezmek istiyorduk. Biletlere kişi başı 12.9 Euro ödedik. Yarım saat-45 dakika sonra, Toledo’nun, Endülüs mimarisinin izlerini taşıyan, iç mekanındaki çini döşemeleriyle etkileyici tren istasyonundaydık.